13 Aralık 2016 Salı

BU İKTİSAT ANLAYIŞIYLA BAŞIMIZ KRİZDEN KURTULMAZ

EGE CANSEN - ARALIK 2016

Türkiye’de piyasalar eliyle % 14 (0.5/3.5-1) kadar devalüasyon oldu ve süreç maalesef devam ediyor. Ortalık yangın yerine döndü. Hatırlayalım: İngiltere, AB’den ayrılma kararı verdi, İngiliz Sterlini Amerikan doları karşısında kısa sürede % 15 değer kaybetti. İngiltere’de bizdeki gibi bir öldük bittik feryatları yeri göğü kaplamadı. EURO, birkaç yıl içinde dolar karşısında 1,36’dan 1,06’ya geriledi. Yani % 22 devalüe oldu. AB’de öldük bittik diyen olmadı. Hatta tam aksine, “oh, oh paramızın değeri düştü, ihracatımız artacak diye sevinildi.” Aynan de bu oldu. İspanya ve İtalya hatta Yunanistan cari açıklarını kapadı. Bırakın firmaların batmasını, batık firmalar su üstüne çıktı. Çünkü bu ülkelerde gelirler/ücretler dolar cinsinden düşerken “ücretlere devalüasyon kadar zam yapılmadı”. Ücretler yükselmeyince “ücret-fiyat” sarmalı olan enflasyon oluşmadı. Ucuz EURO ekonomisi zora girmiş AB ülkelerin rekabet gücünü artırdı. işler toparlandı...

Şimdi yukarıda yazılanları bir kez daha ve yavaşça okuyun. Krizin kök sebebinin ne olduğunu ve krizden çıkmak için hangi yolun izlenmesi gerektiğini hemen bulacaksınız. Ama cebinize zarar vereceğini hissettiğiniz an, bunu nefretle ret edeceksiniz. Üstelik kamuoyuna hitap eden iktisatçılarımız size her gün “Merkez faizleri zamanında yeterince artırsaydı, bunlar başımıza gelmezdi” deyip duruyor. Siz de dolar fiyatının artmasına engel olacak “faiz artırma” gibi kolay ve zahmetsiz bir yol varken, niçin vatandaşı sıkıntıya sokuyorlar diye hükümete kızıp duracaksınız. Hükümete kızılmasını gerektirecek çok sebep var. Ama bunlardan biri faizi artırmaması değil. Böyle akıl veren iktisatçılarımız olduğu sürece, TL’nin değerini yapay olarak yüksek tutup sonra da aniden düşmesine tanık olmayı sürdüreceğiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder