13 Ekim 2016 Perşembe

ORTA VADELİ PROGRAM NE KADAR GERÇEKÇİ?

TUĞRUL BELLİ - EKİM 2016

Kabul edelim ki 2016 yılında Türkiye’nin başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. Seneye Rusya kriziyle başladık. Sonrasında tırmanan terör olayları ve bunun neticesinde turizmde daha da artan kayıplar.
Mülteci sorununun giderek artan maddi yükü. 15 Temmuz faciası, FETÖ operasyonları, Moody’s’in notumuzu “çöp”e çekme kararı ve Suriye ve son olarak da Irak’ta askeri operasyonlar ve bunların maliyeti.

Küresel ölçekte de, Fed’in papatya falına dönen faiz kararı meselesi yıl boyunca gündemdeki yerini korudu (ve koruyacağa da benziyor). Bu noktada, Orta Vadeli Program Hükümetin artan sorunları çözmedeki ciddiyetini ve kararlılığını ortaya koyması ve ekonomik aktörlerin de önlerini görmeleri açısından önemli bir belge niteliği taşıyor. Bu nedenle OVP’nin mümkün olduğunca gerçekçi ve yol gösterici bir şekilde
hazırlanması her zamankinden daha fazla önem arz etmekte.

DEUTSCHE BANK VE LEHMAN BROTHERS

EGE CANSEN - EKİM 2016

1,7 trilyon Euro “Bilanço Büyüklüğü” ile Deutsche Bank Almanya’nın en büyük bankasıdır. Almanya ise 3 trilyon Euro GSYİH ile Dünya’nın dördüncü, Avrupa’nın en büyük ve en sağlıklı ekonomisidir. İşte bu dev ülkenin dev bankası bugün “Tarzan zor durumda” dedikoduları yüzünden halkın güvenini kısmen kaybetmiştir. Güven (İngilizcesi “trust”) bankacılıkta yaşamsal derecede önemlidir. Bankaların en büyük
varlığı parasal sermayeleri değil, halkın o bankaya duyduğu güvendir. Halkın, yani mevduat sahiplerinin veya bankanın çıkardığı tahvil veya bonoları alanların güveni devam ettikçe, değil Deutsche Bank gibi bir dev, bir küçük banka bile kolay, kolay batmaz. Hele ülkede bir finansal kriz yoksa...