9 Şubat 2016 Salı

KAPİTALİZM, İŞ BÖLÜMÜ DEMEKTİR

EGE CANSEN - ŞUBAT 2016

Marangoz için kereste, muhallebici için süt, şekerci için şeker, dönerci için et ne ise, bankalar için “para” da odur. Yani para, “parasal ürün” imalatçısı olan bankaların ham maddesidir. Banker Kastelli diye bilinen merhum Cevher Özden de işinde ham madde olarak kullandığı senet, tahvil, bono v.s. için “materyal” derdi. Bir gün geldi materyal akışı eksi bakiye vermeye başladı. Yani kurduğu sistem materyalsiz kaldı ve battı. Marangozda kereste, köftecide kıyma bulunması, işlerinin iyi gittiğini yani “kârlı” olduğunu göstermez. O malzemeler iş için oradadır. Bankada para olmaması felakettir. Ama bankada para bulunması, işin iyi yani işin “kârlı” gittiğinin kanıtı değildir. Para, işin icabı her bankada vardır. Ancak vatandaşın değerlemesine göre “mademki bankalarda para vardır, öyleyse bankacılık çok kârlıdır”. Hayır! Kazın ayağı öyle değildir.

Filozof Adam Smith (1723-1790), iktisadi hayatı gözlemleyip “Ulusların Zenginliği” diye devasa bir kitap yazmıştır. Hayatın kendisinden çıkardığı ve bize anlatmak istediği en büyük ders, “iş bölümünün (division of labor) zenginliği artırdığıdır”. O zaman şu soruyu sormanın tam yeridir. Serbest piyasa ekonomisinde, ulusal zenginliğin artması için bankalara düşen temel “iş/görev” nedir? İlk akla gelen klasik tanım “küçük tasarrufları bir havuzda toplayıp, ticaretin ve sanayinin finansman ihtiyacını karşılamaktır” olur. İkincisi de “ödemeler sistemini çalıştırmak” tır. Ancak bu bankaların esas varoluş nedeni değildir. Bankaların temel görevi, insanların alın teriyle kazandıkları ve kötü günler için sakladıkları paralarını emanet edecekleri bir “güven ve dürüstlük” (trust and fidelity) kuruluşu olmaktır. 

Bu olmadan, banka olunmaz. Çünkü bankaya mevduat gelmez. Mevduat, mevdu’un çoğuludur. Mevdu, tevdi’den; tevdi, vedia’dan; vedia ise veda’dan gelir. Her mevduat bir vediadır yani emanettir. Mevduat yani para olmayınca ne finansman kalır ne de ödeme sistemi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder