11 Haziran 2015 Perşembe

EKONOMİK PERFORMANS SONUÇLARDA ETKİLİ

TUĞRUL BELLİ - HAZİRAN 2015

Bu ayki Ekonomi Raporu’nun yayınlanma tarihi seçim sonuçları ile aynı zamana denk gelmiş bulunuyor. Böyle bir durumda, seçim sonuçlarını değerlendirmemek, olası senaryoların Türkiye’nin iktisadi durumuna etkisini irdelememek yanlış olurdu. Bu nedenle, sonuçlarla ilgili ister istemez (biraz da sübjektif) bir değerlendirme yapmak durumundayız. 

Seçimlerden 2 tane net sonuç çıkarılabilir. Birincisi Türkiye halkının ekseriyetinin başkanlık sistemine karşı olduğudur. İkincisi ise, seçim sürecindeki tüm siyasi retoriği bir kenara koyarsak, günün sonunda iktidar partisinin ekonomik performansının da oy sandığında önemi olduğu gerçeğinin bir kez daha teyit edilmiş olmasıdır. 

Birinci sonuç daha seçim akşamı HDP Eş Başkanı Demirtaş’ın “emanet oylara teşekkür borçluyuz” açıklamasıyla ortaya konmuştur. Nitekim, Güney-Doğu ve Doğu Anadolu bölgesinde HDP lehine (ve AKP aleyhine) oy değişimlerini bir kenara bırakırsak, diğer bölgeler ve özellikle büyük şehirlerde HDP’nin artan oylarında bu “emanet” durumunu belirgin bir şekilde görebiliriz. İstanbul’u örnek alırsak, daha 1 sene önceki İl Genel Meclisi seçimlerinde CHP %36.6 oy almıştır. Geçen süre zarfında bu partinin oy kaybetmesi için herhangi bir sebep olmamasına karşın, 2015 genel seçimlerinde bu partinin aldığı oy oranı %29.4 olmuştur. Bu oy azalışında HDP’ye giden emanet oyların büyük bir payı olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Bunun amacının da seçmenin AKP’nin tek başına iktidara gelerek başkanlık sistemini uygulamaya niyet etmesini engellemek olduğu açıktır. 

Güney Doğu ve Doğu Anadolu dışındaki bölgelerde de AKP’nin 2011 Genel Seçimlerine göre %8 civarında bir oy kaybı söz konusu. (2014 İl Genel Meclisi oylarına göre ise kayıp %2.5 kadar). Bu kayıp HDP’ye kayan oylardan değil. Yolsuzluk suçlamalarından da değil. (O zaman 2014’e göre de azalma olmazdı.) Seçmenin daha da sağa meyletmesinden de değil. (Evet AKP oyları daha çok MHP’ye gitti ama AKP son dönemde milliyetçi muhafazakar söylemlerde açıkçası MHP’nin de sağında yer aldı.) Bu oy kaybının büyük ölçüde seçmenin ekonomik performanstaki memnuniyetsizliğinden kaynaklanmakta olduğu sonucuna varılabilir. Neticede, AKP iktidarının son dönemi olan 2012 2015 arasında Türkiye ekonomisi potansiyelinin oldukça altında büyüdü. 

Türkiye 2012’de %2.1, 2013’de %4.2 ve geçen sene de %2.9 büyümüştü. Bu sene için ise (seçim öncesindeki) tahminler %3 civarındaydı. (İlk çeyrek verisi ise %1 civarında gelecek.) Böylece, 4 yılın ortalama büyüme oranı da en fazla %3 civarında oluşacak. Türkiye’nin uzun vadeli büyüme hızının %4.5-5.0 olduğunu dikkate aldığımızda oldukça zayıf bir performans. Bu performansı benzer ülkelerin aynı dönemdeki performansı ile karşılaştırdığımızda ise satın alma gücüne göre kişi başı milli hasılası 10 bin doların üzerinde olan 18 gelişmekte olan ülke arasında son 3 senedeki %10.4’lük kümülatif büyüme oranı ile Türkiye’nin vasat bir performansla 9. sırada olduğunu görüyoruz. Çin tabii ki 1. sırada. Ama Polonya ve Romanya gibi bize daha benzer yapıdaki ekonomiler de bizi geçmiş durumda. 

Son dönemlerde yatırımlar ve dış ticarette de belirgin bir daralma söz konusu. İşsizlik ise temel bir sorun olmaya devam ediyor. Küresel kriz döneminde %14’e kadar çıkan işsizlik oranı 2012 Temmuz’una gelindiğinde %8’e gerilemişti. Ancak o tarihten beri işsizlikte yavaş ama belirgin bir yükseliş söz konusu. 2014’ün genelinde bu oran %9.9 oldu. (Şubat 2015’te ise %10.2.) Gene 18 gelişmekte olan ülke ile kıyaslarsak Türkiye’nin en yüksek 5. işsizlik oranına sahip olduğu görülüyor. Genel olarak yüksek olmasının dışında, işsizlik oranının özellikle genç nüfusta aşırı yüksek olması da (%18.6) önemli bir sosyal probleme işaret ediyor. 

Neticede bu ekonomik konjonktürde AKP’nin oy kaybı çok şaşırtıcı olmamalı. Zaten yapılan tüm araştırmalar demokratik rejimlerde zayıf ekonomik performansın iktidar partilerine oy kaybettirdiğini göstermekte. 

Önümüzdeki siyasi süreç ise tahminlerden daha çetrefilli geçeceğe benziyor. Öncelikle erken seçimin bir çözüm olmadığı, aksine bu durumun iktidar partisine daha da fazla oy kaybettireceği açık. (Erken seçime kadarki sürede, ekonominin topyekun bir krize girmese bile, bugünkünden daha da kötü bir performans göstereceği muhakkak.) Vakit kaybetmeden bir koalisyon hükümetinin kurulması elzem. Aksi takdirde, devam eden siyasi çözümsüzlüğün ekonomi üzerinde kalıcı bir tahribatı söz konusu olacaktır.

Haziran 2015 Ekonomi Raporunun tamamına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder