15 Ocak 2015 Perşembe

Cari açık projeksiyonlarıyla ilgili bazı saptamalar

TUĞRUL BELLİ - 15.01.2015

Petrol fiyatlarındaki keskin düşüş ile birlikte zaten yavaş büyüme nedeniyle göreceli olarak azalma içinde olan cari açığımızın bu sene (FED faiz indirim sürecine başlasa bile) bir risk olmaktan tamamen çıkacağı görüşü hakim olmaya başladı. Bu görüşe ben de büyük ölçüde katılıyorum. Ancak bu sene için yapılan cari açık hesaplamalarındaki bazı noktaları da vurgulamak gerekiyor:

• Bazı analistler petrol fiyatındaki her 10 dolarlık düşüşün bizim enerji faturamızı ve dolayısıyla cari açığımızı 5.5 milyar dolar düşüreceği gibi bir hesabı telaff uz edip duruyor. Gerçeğin bununla uzaktan yakından ilgisi yok. (Tesadüfen, ben bunları yazarken Enerji Bakanı da Enerji Verimliliği Forumu’nda hesaplamaların yanlış yapıldığından söz ediyordu.) 2014 yılında bu hesaplamanın baz alındığı 71. fasıl ithalatımız 55 milyar dolar civarında gerçekleşmiş olacak. Ancak bu fasılın içinde petrol fiyatları ile doğrudan ilgisi olmayan doğalgaz, taş kömürü ve elektrik gibi ürünler de var. 2014’te yaklaşık 18.5 milyon ton ham petrol ithal ettik. Bunun piyasa değeri (ortalama 100 dolardan hesaplarsak) 13.5 milyar dolar kadar. 2014’te diğer petrol türevlerine (benzin, mazot, LPG vs.) ödediğimiz para ise yaklaşık 19.5 milyar dolar olacak. Toplam 33 milyar dolar. Ancak bir de 6.5 milyar dolarlık 71’inci fasıl ihracatımız var. Bunun 6 milyar doları petrol türevleri. Yani, 2014 yılı net petrol ve petrol türevleri ithalatımız 27 milyar dolar. Eğer 2015’de petrol 50 dolarlar civarında kalırsa, 71’inci fasıl net ithalatımızdaki azalış maksimum 13.5 milyar dolar olacak (ki, petrol türevlerinde Akdeniz havzasındaki arz-talep koşulları ve rafineri marjları nedeniyle düşüş % 50’den az olacaktır) Bazılarının hesapladığı gibi 27.5 milyar dolar değil. İki hesaplama arasındaki fark 14 milyar dolar. Bu hiç de az değil. Milli hasılanın yaklaşık % 1.8’i ediyor. 

• Gelelim geçen sene yaklaşık 21 milyar dolar ödediğimiz doğalgazın durumuna. Sağolsun Putin 2 ay önce Türkiye’ye geldiğinde bize % 6’lık bir indirim müjdelemişti! Halbuki, son gelişmelerle birlikte bizim almamız gereken en az % 30-40 arası bir indirim. Bütün dünyada uzun dönemli doğalgaz kontratları petrol fiyatlarıyla ilişkilendirilir. Anlaşılan bizde durum öyle değil ki, Putin rahat konuşuyor. Ayrıca, zaten yıllardır Rusya (ve de İran’a) birim fiyat olarak Avrupa’nın üzerinde bir doğalgaz ödemesi yapıyoruz. (Belki bir kısım doğalgaz santralini mazota çevirip ekonomi yapabiliriz ama orada da mazot sıkıntısı büyük sorun. Türkiye 2006’dan beri proje aşamasında kalan 2 rafineriyi devreye sokamadığı için petrolden mazot işleyemiyor. Burada büyük bir açığımız ve döviz kaybımız söz konusu.) 

• Hesaplamalarda bu sefer de ters yönde yapılan bir başka yanlışlık da düşen petrol fiyatlarının başta Rusya olmak üzere bazı ihracat pazarlarımızı etkilemesi dolayısıyla oluşacak ihracat geliri kaybımız. Bu hesaplamaların hepsi brüt ihracat geliri üzerinden yapılmakta. Halbuki, ortalama olarak her 100 dolarlık ihracatımızın içinde yaklaşık 60 dolarlık ithalat var. 2014’te Bağımsız Devletler Topluluğu ve Orta Doğu ülkelerine yaptığımız ihracatın toplamı (bavul ticareti dahil) 50 milyar dolar civarında. Bu sene bu ihracatta 10 milyar dolarlık % 20 oranında bir azalma görsek bile, bunun dış ticaret dengesine (dolayısıyla cari açığa) etkisi sadece 4 milyar dolar olacak. 

• Altın ticareti de bir başka kafa karışıklığı konusu. Türkiye genelde 150-200 ton arasında altın ithalatı yapar. Bunun bir kısmı ziynet eşyasına, bir kısmı ise Darphane tarafından Cumhuriyet Altını’na dönüştürülerek satılır. Nette işlenmemiş altında hep ithalatçı olmuşuzdur. Ancak, bu kalemde 2012’de birdenbire net 6 milyar dolar ihracat yaptık. (Sonradan bunun İran’a yapılan petrol ve doğalgaz ödemeleri ile ilgili olduğu ortaya çıktı.) 2013’te ise bu sefer 350 tonu bulan anormal büyük 15 milyar dolarlık bir ithalat söz konusu oldu. 2014’te ise herkes önceki sene olduğu gibi, bu durumun terse dönmesini ve cari açığımızı müsbet şekilde etkilemesini bekliyordu. Ancak öyle olmadı. 11 ay itibarıyle net altın ithalatımız 100 ton civarında. Soru: Nerede bu fazladan ithal edilen altınlar? Eğer bu sene de ihraç edilmeyeceklerse, cari açık tahminlerinde altın etkisini dikkate almamak gerekiyor. 

• Cari açık projeksiyonlarında önemli bir başka unsur da dış finansman etkisi. Tecrübeyle sabitdir ki, dış finansman ne kadar bollaşır ve ucuzlarsa, bu durumun tüketim ve iç talep yoluyla büyümeyle birlikte cari açığı da artırma etkisi söz konusu oluyor. % 4.1 büyüdüğümüz 2013 yılında ‘Net Hata ve Noksan’ kalemiyle birlikte net 78 milyar dolar dış finansman girişi olmuştu. 2014’te ise toplam finansman girişi 40 milyar doların altında kaldı. Bu sene ise FED’in faiz artışına rağmen (eğer gene ‘faizleri zamansız ve fazla hızlı düşürme’ sendromuna kapılmazsak) geçen senenin üzerinde, 2013’ün ise altında bir finansman girişi sağlayabiliriz. Ancak, bu büyüme oranımızı % 3-3.5’in üzerine taşıyacak bir miktar olmayacaktır.

Uzun lafın kısası, 2014 yılında % 5.5 civarında gerçekleşmiş olan cari açığın yukarıdaki faktörleri ve ekonominin de kendi yağıyla % 3-3.5’un üzerinde büyüme ihtimalinin düşük olduğunu dikkate aldığımızda 2015 yılında % 4 civarına gerileyeceği söylenebilir. Bu da herşeye rağmen Türkiye açısından fazla sorun yaratmayacak, yönetilebilir bir açık oranıdır.

Kaynak : Dünya Gazetesi Tuğrul Belli Yazıları 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder