28 Kasım 2014 Cuma

Enerji bağımlılığımız ve doğalgaz politikası

TUĞRUL BELLİ - 27.11.2014 

Geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi Türkiye petrol fiyatlarındaki gerilemeden önemli bir fayda sağlayacak. Peki, diğer önemli (ve giderek de daha fazla önem kazanan) ithal enerji kaynağı olan ve gerek çevre kirliliği, gerekse de birim enerji maliyeti bakımından çok daha avantajlı olan doğalgazda durum ne?
   Öncelikle Türkiye’nin enerji bağımlılığının boyutlarını bir perspektife oturtalım. Türkiye 2013 yılının tümünde 56 milyar dolarlık enerji ithalatı gerçekleştirmiş. Bu ithalatın bir kısmının ham ürünler olduğunu ve bunların işlenerek ihraç edildiğini de dikkate alırsak net enerji ithalatımız 49.3 milyar dolar ile milli hasılamızın yaklaşık % 6’sına tekabül etmekte. (AB’nin 2013 toplam net enerji ithalatı ise 380 milyar dolar ve milli hasılasının sadece % 2.2’si.) Kısacası enerji ithalatı bizim ekonomimizde göreceli olarak çok önemli bir yer tutmakta ve ciddi bir maliyet getirmekte.

20 Kasım 2014 Perşembe

Petrol fiyatlarındaki düşüş oyunun kurallarını değiştiriyor!

TUĞRUL BELLİ - 20.11.2014 

İngilizcede ‘game changer’ diye bir tabir var. Anlamı ‘oyunun kurallarını değiştiren gelişme’. İşte petrol fiyatlarında son 4 ayda görülen hızlı düşüş tam bir ‘game changer’. Ancak doğrusu piyasalar hâlâ bu durumun anlam ve önemini tam olarak idrak etmiş gözükmüyor.
Piyasaların petrol fiyatlarındaki gelişimi yeterince dikkate almamasının ana sebeplerinden biri fiyatlardaki düşüşün kalıcılığından emin olunmaması. Önümüzdeki yıl fiyatlarda yükselme bekleyen hâlâ pek çok analist var. Her ne kadar petrol piyasası serbest piyasa kurallarından oldukça uzak, pek çok belirsizliği içeren ve bu yüzden tahmini en zor piyasalardan biri olsa da, şahsen bu düşüşün kalıcılık arz edeceğini düşünmekteyim. Neden? 90’lı yıllarda Dünya petrol üretimi 60 milyon varil/ gün iken petrol fiyatları 20 dolarlar seviyesindeydi. Son 3 senedir ise petrol üretimi 75 milyon varil/gün iken fiyatlar 110 dolarlar civarında seyrediyordu. Evet, petrol oldukça inelastik (fiyat oynamalarının talebi çok az etkilediği) bir ürün. Ancak % 25 talep artışına karşılık fiyatların % 450 artmış olması bu artışın son tahlilde ekonomik temellerden uzak bir artış olduğunu gösteriyor. 

14 Kasım 2014 Cuma

Kalkınmanın yolu daha fazla demokratikleşmeden geçiyor

TUĞRUL BELLİ - 13.11.2014 

İki sene kadar önce bu sütunlarda ülkelerin demokrasi düzeyi ile milli gelirlerini karşılaştırdığım bir çalışmayı paylaşmıştım. Demokrasi düzeyi için The Economist dergisinin araştırma birimi EIU tarafından hesaplanmakta olan ‘demokrasi endeksi’nin 2011 yılı verilerini, milli gelir içinse IMF’nin dünya ülkelerinin 2011 yılı kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla verilerini kullanmıştım. Beklendiği gibi bu 2 değişken arasında istatistiki olarak oldukça kuvvetli bir ilişki ortaya çıkmıştı.

10 Kasım 2014 Pazartesi

DÜNYA EKONOMİSİNİN MOTORLARI ARIZALI!

TUĞRUL BELLİ - KASIM 2014 

Bizde “kriz kahini” olarak bilinen (İngilizce lakabı Dr. Doom)Nouriel Roubini çok iyi bir akademisyen olmayabilir ama kendisi doğru zamanda doğru gözlemlerde bulunan iyi bir piyasa ekonomisti. Hadi Büyük Resesyon’u tahmin eden bir kaç ekonomistten biri olduğu gerçeğini bir kenara bırakalım. Ancak, mesela altın konusunda Haziran 2013’de yaptığı iddialı öngörünün (2015 yılına kadar 1000 doların altına gerileyeceği) bugünlerde hızlı bir şekilde gerçekleşmekte olduğunu da göz ardı edemeyiz. (Roubini bu öngörüsünü altının hisse senedi, tahvil ve gayrimenkul gibi diğer varlıkların aksine içsel bir getirisi olmamasına, en çok enflasyon beklentilerinin arttığı dönemlerde talep görmesine ve QE politikasının sona erdirilmesi ve belirli bir takvimde faizlerin artırılacak olmasının altın için ek bir baskı unsuru olacağı savlarına dayandırmıştı.) 

SIFIR NOMİNAL FAİZ, SIFIR REEL FAİZ DEĞİLDİR

EGE CANSEN - KASIM 2014 

Birkaç yıldır tüm gelişmiş ülkelerde ve Türkiye’de parasal tasarruflar (banka mevduatı ve devlet tahvilleri) sıfır hatta eksi “reel faiz” getiriyor. Genel kabul görmüş kurama göre, gelişmiş ülkelerin böyle bir para politikası uygulamasının gerekçesi, ulusal ekonomileri durgunluktan çıkarmaktır.. Nitekim Amerikan ekonomisi yıllık büyüme hızında %3,5’u aşarak 2008’de girdiği durgunluktan, 2014 yılında tereddüde mahal vermeyecek şekilde çıkmıştır. Darısı Avrupa’nın başına...

7 Kasım 2014 Cuma

Roubini gene konuştu!

TUĞRUL BELLİ - 07.11.2014 

Nouriel Roubini çok iyi bir akademisyen olmayabilir ama kendisi doğru zamanda doğru gözlemlerde bulunan iyi bir piyasa ekonomisti. Hadi Büyük Resesyon’u tahmin eden bir kaç ekonomistten biri olduğu gerçeğini bir kenara bırakalım. Ancak, mesela altın konusunda Haziran 2013’de yaptığı iddialı öngörünün (2015 yılına kadar 1000 doların altına gerileyeceği) bugünlerde hızlı bir şekilde gerçekleşmekte olduğunu da göz ardı edemeyiz. (Roubini bu öngörüsünü altının hisse senedi, tahvil ve gayrimenkul gibi diğer varlıkların aksine içsel bir getirisi olmamasına, en çok enflasyon beklentilerinin arttığı dönemlerde talep görmesine ve QE politikasının sona erdirilmesi ve belirli bir takvimde faizlerin artırılacak olmasının altın için ek bir baskı unsuru olacağı savlarına dayandırmıştı.)