23 Ekim 2014 Perşembe

Sonuçta hepimiz aynı gemideyiz

TUĞRUL BELLİ - 23.10.2014 

Herhalde küresel olarak bir büyüme problemi yaşanmakta olduğunu, Euro Bölgesi’nde artık neredeyse kemikleşmiş diyebileceğimiz zayıf büyümenin yanı sıra diğer iktisadi bloklarda da işlerin istenildiği gibi gitmediğini duymayan kalmamıştır. ABD’de St. Louis FED Başkanı Bullard’ın bu ay sonlandırılması beklenen QE programının uzatılması yönünde görüş bildirmesi, o tarafta da işlerin çok iyi gitmediğinin bir göstergesi niteliğinde. (Sonuçta program büyük ihtimalle sonlandırılacak ama 2015 ortasında beklenen faiz artışları da ileriye ötelenecek.) Daha iyi performans gösteren İngiltere ekonomisinde bile büyümeye karşın reel ücretlerde gerileme görülmesi (ve bu durumun büyümenin kalıcılığı konusunda ciddi bir soru işareti oluşturması) ve en önemli ticaret partneri Euro Bölgesi’nin durumu karşısında İngiliz Merkez Bankası Baş İktisatçısı Andrew Haldane faiz artırımlarının ötelenmesi gerektiği yönünde görüş beyan etti. Bu durgunluk risklerinin somutlaşmasına paralel olarak geçen hafta gelişmiş ülke borsalarında ciddi bir satış dalgası da yaşandı. Her ne kadar, bu hafta bir miktar toparlanma görülmekteyse de, genelde piyasalardaki oynaklıkta belirgin bir artış söz konusu.

16 Ekim 2014 Perşembe

Nobel İktisat Ödülü ve maden faciası

TUĞRUL BELLİ - 16.10.2014 

Genellikle iktisatla ilgili giriş düzeyindeki ders kitaplarında önce uzun uzadıya serbest rekabet ve piyasa kavramı ve bunun kaynak dağılımında ne kadar etkin bir sistem olduğu anlatılır, sonrasında çok kısaca bazı piyasaların doğal olarak tekelci veya oligopolist bir yapıda olduğundan bahsedilerek, böyle bir durumda oluşacak toplumsal kayıp basit bir şemayla gösterilir ve sanki çok farazi bir durum inceleniyormuş gibi konu burada sonlandırılır. Halbuki, gerçek hayatta aslında serbest piyasalar çok nadirdir, aksine çoğu üründe tekelci ve /veya oligopolist piyasaların egemenliği söz konusudur. (Örneğin Türkiye’de sanayi sektöründeki faaliyet kollarının % 46’sında yüksek yoğunlaşma (4 veya daha az şirketin o faaliyet kolunda % 50’nin üzerinde pay sahibi olması) var.)

14 Ekim 2014 Salı

MBA Tur’un İstanbul’daki MBA buluşma toplantısını kaçırmayın!


İşletme Yönetimi Yüksek Lisansı yapmayı mı düşünüyorsunuz?

MBA Tur’un İstanbul’daki MBA buluşma toplantısını kaçırmayın! 
MBA Tur, kuruldugu yıl olan 1993’ten bu yana dünyanın her bir yanından binlerce kariyerin önünü açmıştır. Çalışan profesyonellerin gelecekteki işletme okul programları ile buluşmasını kolaylaştıran konferansların evsahibi kurum MBA Tur, öğrenci adaylarına okulları daha yakından tanıma şansını, okulların kabul yöneticileri ile tanışma olanağını ve başvuru sürecinde diğer öğrencilerden biraz daha önde olmanın imkanlarını tanımaktadır. 

13 Ekim 2014 Pazartesi

OVP ORTA GELİR TUZAĞININ BİR İTİRAFI MI?

TUĞRUL BELLİ - EKİM 2014 

8 Ekim‘de 2015-2017 yıllarına ilişkin Orta Vadeli Program Başbakan Yrd. Sn. Babacan tarafından açıklandı. Sn. Babacan geçen senelerde OVP’nin cari açığı düşürmeye odaklandığını, bu sene ise ağırlığın enflasyonu düşürmek üzerinde olacağını ifade etti. Açıkçası, bu yaklaşımı 2 açıdan garipsedim. Birincisi, enflasyon konusu hükümetlerin değil, merkez bankalarının işidir. Herhalde, Sn. Babacan enflasyonu ön plana çıkararak biraz da bu konudaki olumsuz piyasa beklentilerini kırmayı amaçladı. İkincisi ise, Türkiye’nin orta ve uzun vadeli planlarında odaklanması gereken ana nokta ne olursa olsun cari açık (=tasarruf düşüklüğü) olmak durumunda. Açıklanan OVP’de bu sene ve önümüzdeki 3 sene için cari açık oranları %5.7, %5.4, %5.4 ve %5.2 olarak öngörülmüş. Bunlar hiç de düşük oranlar değil. Her sene en az 50 milyar dolar ekstra dış tasarruf girişi demek. Bunların büyük kısmının borçlanma yoluyla gerçekleşeceği düşünüldüğünde ve büyüme hızımızın da %3 civarında kaldığı dikkate alındığında, bu durum aynı zamanda dış borcumuzun milli hasılaya oranının artmaya devam edeceği anlamına geliyor. Özellikle önümüzdeki dönemde küresel likiditenin kısılma ihtimali de dikkate alındığında bu cari açık oranları önemsenmeyecek boyutta değil.

GEL ENFLASYON GEL

EGE CANSEN - EKİM 2014 

AMB (Avrupa Merkez Bankası) Başkanı Mario Draghi, Litvanya’nın Başkenti Vilnius’ta yaptığı konuşmada “Yetki alanımız dâhilinde ek sıra dışı araçlar kullanmaya ve düşük enflasyonun uzun süre devam etmesinin getirebileceği risklerle mücadelede gerekli görülürse, sıra dışı müdahalelerimizin büyüklüğünü ya da kompozisyonunu değiştirmeye hazırız” demiş.  

9 Ekim 2014 Perşembe

OVP: Beklenen revizyonlar ve soru işaretleri

TUĞRUL BELLİ - 09.10.2014 

Dün 2015-2017 Orta Vadeli Programı (OVP) Başbakan Yardımcısı Sn. Babacan tarafından açıklandı. Mutlaka ki doğru olan OVP’yi adına uygun olarak orta vadeli bir perspektiften değerlendirmek. Ancak, açıklanan 2014 ve 2015 yılına ilişkin ekonomik verilerle ilgili tahmin ve hedefl eri de göz ardı etmek mümkün değil. Bu bakımdan OVP bazı revizyonlar ve soru işaretleri içermekte. Birinci beklenen revizyon halihazırda Merkez Bankası (MB) tarafından % 7.6 olarak tahmin edilen 2014 yılı enfl asyonun OVP’de % 9.4 olarak revize edilmiş olması.Bu aynı zamanda MB’nin de bu ay içinde açıklayacağı enfl asyon raporunda tahminini bu seviyeye çekeceği anlamına gelmekte. Ancak, yılsonu gerçekleşmesinin bu rakamın (oldukça) üzerinde gelme ihtimali çok yüksek.

8 Ekim 2014 Çarşamba

Tam 40 yıldır Londra'nın Kalbindeyiz!

TurkishBank Grubu Londra'da 40. yılını kutluyor.

Türkiye, Kıbrıs ve İngiltere'de, sadece finansal alanlarda faaliyet gösteren Grubumuz, Londra'da 6 Şubesi bulunan TurkishBank UK ile 1974'den beri hizmet vermektedir.

"Yerelin Uluslararası Bankası" kimliğiyle İngiltere'deki Türk Toplumunun bankacılık ihtiyaçlarını karşılamaktadır. 

2 Ekim 2014 Perşembe

Para politikasının hiç mi suçu yok?

TUĞRUL BELLİ - 02.10.2014 

Artık hükümet kanadı bile, geç de olsa, sanayimizin küçüldüğü ve bu konuda ivedilikle ciddi adımlar atmamızın gerekliliğini bizzat itiraf ediyor. Demek ki, büyümemiz gerekiyor ve bu büyümeyi de son yıllarda yaptığımız gibi tüketim harcamalarını körükleyerek değil, yatırım harcamalarını artırmak suretiyle gerçekleştirmemiz gerekiyor. Öte yandan, uzun süreden beri İktidarın diline pelesenk olmuş ve dolaylı, hatta doğrudan Merkez Bankası’nı suçlayıcı bir “faizler yüksek, bu yüzden büyümemiz sekteye uğruyor” savı da var. Ancak rakamlar bu savı kesinlikle doğrulamıyor.