6 Mart 2014 Perşembe

KULLANMANIN YARATTIĞI FAYDA

EGE CANSEN - MART 2014


“Fayda” ile “kullanma” birbirini tamamlayan iki kavram olarak zihinlerimize yerleşmiştir. Herhangi bir şeyin faydasından bahsederken, onu ne amaçla, nasıl ve ne sıklıkta kullanacağımızı düşünürüz. Mesela, o şey bir nesne ise, akla gelen ilk sorular, karın doyurur mu, giyilir mi, binilir mi gibi kullanmakla ilgilidir? Kullanmak ise, o şeyi ya bitirir ya da yıpratır. Bir süre sonra o şey, yok olur. Yenisi yapılabilen veya üretilebilen şeyler için “fayda”nın kullandıkça ortaya çıktığı kesindir. Tükettikçe ve eskittikçe onlardan fayda sağlarız. Onlar bize fayda sağladıkları için değerlidir. Peki kullanılmayan şeyin değeri yok mudur?
 KULLANMAMANININ YARATTIĞI DEĞER

Yerleşim merkezlerinden çok uzakta bir deniz kıyısını, dağların tepesindeki bir krater gölünü, ıssız bir ormanı veya bir çağlayanı “kullanmak” mümkün olmayabilir. Kullanmadığımıza göre bunların bize faydası yoktur. Faydası olmadığına göre de değersizdir denilebilir mi? Yoksa bazı şeylerin değeri onu kullanmakla ters orantılı mıdır? Yani bazı şeyler, ne kadar az kullanılıyorsa o kadar değerlidir denemez mi? Yıldız veya Emirgan parklarını “çok kişinin sık kullandığı” hale getirmek onların değerini artırır mı, azaltır mı? O güzelliklerin orada olduğunu bilmek bizatihi bir fayda değil midir? Resmini gördüğümüz veya yıllar önce ziyaret ettiğimiz tenha bir sahil şeridinin veya bir ıssız ormanın “kullanıldığını” görmek kadar büyük hüsran olur mu? O güzelliklerin artık orada olmadığını öğrenmek bir değeri kaybetmek değil midir?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder