27 Mart 2014 Perşembe

Bu ‘istikrar’ ile ancak bu kadar kalkınırız!

TUĞRUL BELLİ - 27.03.2014

Dün Maliye Bakanı Sn. Şimşek bir televizyon söyleşisinde “Seçimden siyasi istikrarın devam etmediği sonucu çıkarsa ülke zorlanır çünkü siyasi istikrarsızlıktan kaynaklanan belirsizlik yatırımların ötelenmesine yol açıyor” mealinde bir ifadede bulunmuş. Burada “AKP’ye oy vermezseniz bu duruma düşeriz” şeklindeki üstü kapalı kof tehdidi göz ardı edersek, kendisinin söylediklerine katılmamak mümkün değil. Ancak “istikrarsızlık” bugünün meselesi değil ki. Uzun zamandan beri bir “istikrarsızlık” sorunumuz olduğu çok açık. Bizim gibi bir gelişmekte olan bir ülke için “elzem” nitelikteki politikaların hangisinde bugüne kadar bir “istikrar” sağlanabildi ki? Teşvik, yatırım, eğitim, ihale, özelleştirme politikalarından hangisinde bir istikrardan, şeffaflıktan, tarafsızlıktan, öngörülebilirlikten söz edilebilir ki?  

26 Mart 2014 Çarşamba

Genel Müdürümüz Sn. Servet Taze'nin Röportajı


Genel Müdürümüz Sn. Servet Taze, Bakırköy İşadamları Derneği (BiAD) dergisinin Ocak-Şubat 2014 sayısındaki röportajında TurkishBank’ı anlattı.


TurkishBank'ın Özel Hizmet anlayışıyla nasıl farklılaşacağından, 2014 yılı stratejilerine kadar bir çok ayrıntıya değinen Genel Müdürümüz; sırasıyla aşağıdaki konularla ilgili soruları yanıtlamıştır.

21 Mart 2014 Cuma

Sıkı duruşun sürdürülmesi şart

TUĞRUL BELLİ - 21.03.2014 

Süregelen bütün iç ve dış olumsuz koşullara, milli gelirimize göre yüksek orandaki dış borçlarımıza ve cari açığımıza rağmen ben Türkiye ekonomisinin ödemeler dengesi kaynaklı bir krize (buhran) girme ihtimalini çok düşük bulduğumu her fırsatta ifade ettim. Öte yandan, bu sene ve en azından önümüzdeki sene de ekonomideki büyümenin Türkiye’nin potansiyel büyüme hızı olarak görülen %4.5’in oldukça altında kalacağı apaçık. 2015 sonu itibarıyle son 4 senelik büyüme hızı ortalaması ise en iyimser tahminle %3 civarında gerçekleşmiş olacak. Bu da 2015 sonunda Türkiye’nin potansiyel büyümesine göre yaklaşık %10 daha fakir kalmış olması anlamına geliyor. Aynı dönem için, içinde bulunduğumuz gelişmekte olan ülkelerle ilgili İMF’nin büyüme tahmini ise %5. Diğer bir ifadeyle, kendi grubumuz içinde de milli gelir büyümesi açısından geride kalmış olacağız.

13 Mart 2014 Perşembe

Kira Gelirlerinizin Vergisini Şubelerimizden Ödeyebilirsiniz



Vergi hukukunda "Gayrimenkul Sermaye İradı" (GMSİ) olarak adlandırılan kira gelirleri gerçek kişilerce her yılın Mart ayının 25'ine kadar beyan edilerek, biri Mart ayı, diğeri Temmuz ayı olmak üzere iki eşit taksitte ödenebilmektedir. 

Güncel "Kira Geliri Beyanname Düzenleme Rehberi"ne ulaşmak için lütfen tıklayınız.

30 Mart seçimleri sorunları çözemez

TUĞRUL BELLİ - 13.03.2014   

30 Mart seçimlerine az bir zaman kala gündemdeki en önemli soru, seçim sonrasında politik gerginliğin azalıp, ekonominin tekrar rayına oturup oturmayacağı sorusu olmakta. Ben bu soruyu kısa vadeli (seçimin ertesi günü gibi) bir konjonktürde değil, daha uzun vadeli bir perspektiften, Türkiye’nin kalkınma ve gelişmiş ülkelere yakınsama misyonu çerçevesinden ele almak istiyorum. 
Her zaman ifade etmişimdir: Türkiye gibi toplumsal göstergeler bakımından az gelişmiş, ekonomik göstergeler bakımından da gelişmekte olan bir ülkenin kalkınma, gelişmiş ülkeleri yakalama yolunda kamusal yönetimi dışlama ve ekonomiyi tamamen neo-liberal politikaların akışına bırakma seçeneği kesinlikle yok. Zaten, bugünlerde değil bizim durumumuzdaki ülkeler, gelişmiş ülkeler için bile neo-liberal politikalar yerine, devlet yönetiminin kurumların tasarım ve reformunda daha aktif rol aldığı yeni bir ilerici ekonomi politikası oluşturulması gündemde. 

6 Mart 2014 Perşembe

DEVALUASYONUN GETİRDİĞİ FIRSATI TEPMEK HATA OLUR

TUĞRUL BELLİ - MART 2014

Türkiye’de imalat sanayinin milli hasıla içindeki payının, bir gelişmekte olan ülkede asla olmaması gereken bir şekilde, son 15 sene içerisinde ciddi anlamda gerilediğini biliyoruz. Özellikle, son yıllarda ihracata yönelik imalat sanayine ve diğer döviz kazandırıcı alanlara giderek azalan oranlarda yatırım yapıldığını biliyoruz. Özel sektörün döviz borcunun artığını ve buna paralel olarak da cari açığımızın finansmanının giderek artan bir şekilde “kırılgan” bir hale geldiğini de biliyoruz. Bunlar kimsenin tartışamayacağı son derece somut gerçekler. Öte yandan, Türkiye’nin “sürdürülebilir” bir kalkınma için döviz gelirlerini artırması gerektiği
konusunda da herhalde herkes mutabıktır.

KULLANMANIN YARATTIĞI FAYDA

EGE CANSEN - MART 2014


“Fayda” ile “kullanma” birbirini tamamlayan iki kavram olarak zihinlerimize yerleşmiştir. Herhangi bir şeyin faydasından bahsederken, onu ne amaçla, nasıl ve ne sıklıkta kullanacağımızı düşünürüz. Mesela, o şey bir nesne ise, akla gelen ilk sorular, karın doyurur mu, giyilir mi, binilir mi gibi kullanmakla ilgilidir? Kullanmak ise, o şeyi ya bitirir ya da yıpratır. Bir süre sonra o şey, yok olur. Yenisi yapılabilen veya üretilebilen şeyler için “fayda”nın kullandıkça ortaya çıktığı kesindir. Tükettikçe ve eskittikçe onlardan fayda sağlarız. Onlar bize fayda sağladıkları için değerlidir. Peki kullanılmayan şeyin değeri yok mudur?

Devalüasyonun getirdiği fırsatı tepmek büyük hata olur

TUĞRUL BELLİ - 06.03.2014                       

Türkiye’de imalat sanayinin milli hasıla içindeki payının, bir gelişmekte olan ülkede asla olmaması gereken bir şekilde, son 15 sene içerisinde ciddi anlamda gerilediğini biliyoruz. Özellikle, son yıllarda ihracata yönelik imalat sanayine ve diğer döviz kazandırıcı alanlara giderek azalan oranlarda yatırım yapıldığını biliyoruz. Özel sektörün döviz borcunun artığını ve buna paralel olarak da cari açığımızın finansmanının giderek artan bir şekilde “kırılgan” bir hale geldiğini de biliyoruz. Bunlar kimsenin tartışamayacağı son derece somut gerçekler. Öte yandan, Türkiye’nin “sürdürülebilir” bir kalkınma için döviz gelirlerini artırması gerektiği konusunda da herhalde herkes mutabıktır.