18 Nisan 2013 Perşembe

Demir Leydi'nin Ardından

TUĞRUL BELLİ - 11.04.2013
Herhalde Thatcher, 2004'de ölen Reagan gibi, şu son küresel kriz öncesinde vefat etmiş olsaydı hakkında yazılanlar çok daha olumlu olacaktı çünkü kendisi Reagan ile birlikte bugünkü krizin tohumlarını atan neo-liberalist politikaları hayata geçiren iki devlet adamından biri olarak da hatırlanmakta. (Hoş, Reagan'ın politikaları daha çok sözde kalırken, Thatcher çok daha aktif ve toplumu derinden değiştirici politikalar izlemişti.)
1979'da Thatcher iktidara geldiğinde İngiltere ekonomisinin ana sorunu 70'li yılların ortasından beri süregelen çift haneli enflasyondu. İşçi Partisi hükümeti bütçe açıklarını kapatmakta zorlanırken güçlü sendikalar işçilik ücretlerinin yüksek kalmasını sağlayarak hem enflasyonun düşmesini, hem de özel sektörün yatırım harcamaları yapmasını engellemekteydi. Böyle bir ortamda Thatcher başa gelir gelmez 2 temel yaklaşımı uygulamaya geçirdi. Birincisi, katı bir parasalcı ekonomi politikası çerçevesi altında orta vadeli parasal hedefler belirleyerek para arzının artış hızını azaltmaktı. Böylece enflasyonist beklentileri kırarak nominal faizlerin düşmesini sağlayacak ve bu da yatırım harcamalarına hız verecekti. Aynı zamanda, gerek liberal görüşlerinin bir parçası olarak (devletin küçültülmesi), gerekse de anti-enflasyonist programın kararlılığını vurgulamak amacıyla bütçe açıklarını daraltan sıkı bir maliye politikası izledi.

İkinci önemli icraati ise işçi ücretlerini belirleyen ve işgücü piyasasını katılaştıran güçlü sendikaların hakimiyetinin kırılmasıydı. Aslında yukarıdaki politikaların kısa vadeli sonuçları (bekleneceği gibi) hiç de olumlu olmadı. 1981 yılına gelindiğinde enflasyon hedefi yukarı yönlü delinmeye devam ederken, işsizlik oranı da %5'ten %10'un üzerine çıkmıştı. Ancak, bu olumsuz şartlara rağmen, sterlinin değerinde meydana gelen hızlı düşüş ile birlikte ekonomik aktivitede bir miktar toparlanma görülmesi, İşçi Partisi'nin dağınık muhalefeti ve Falkland Savaşı'nın uyandırdığı milli duygular sayesinde Thatcher 1983'deki 2. seçimini de rahat bir şekilde kazandı. Bu dönemde ekonomideki acil problemler hallolma aşamasına girmişken, Thatcher özelleştirmeler, deregülasyonlar ve finansal sistemin liberalizasyonu ilgili reformlarına başladı. Özellikle 1986 yılında "Big Bang" adı verilen bir projeyle Londra borsasında komisyonların serbestçe belirlendiği rekabetçi bir yapıya geçilmesi, buna paralel olarak işlemlerin de elektronik bir platforma taşınması İngiltere'nin ileriki yıllarına önemli tesir yapan bir uygulama oldu.

Üzerinden 30 yıl geçtikten sonra Thatcher'ın İngiltere'yi farklı bir platforma taşıdığını iddia etmek çok da kolay değil. Evet, son 30 senede iki önemli rakibi Almanya ve Fransa'ya nisbeten biraz daha iyi bir performans göstermiş olduğu muhakkak.

(1980'de Almanya ve Fransa kişi başına milli hasıla bakımından İngiltere'nin sırasıyla %18 ve %14 ilerisinde iken, bugün İngiltere Fransa'nın %8 ilerisinde, Almanya ile fark da %5'e düşmüş durumda.) Ancak Thatcher'ın politikalarının İngiltere'nin bugünkü sanayisizleşmesinde, finansal sektöre aşırı bağımlılığında, tüketim toplumuna dönüşmüş olmasında önemli bir rolü olduğu da yadsınamaz. Ayrıca daha 80'li yıllarda (Gini katsayısına göre) 8 puan gibi çok yüksek bir oranda bozulan gelir dağılımı da bugüne dek düzeltilememiş durumda.

Thatcher'ın ekonomik icraatları dışında salt bir siyaset insanı olarak hatırlanmasını da sağlayacak bazı özellikleri vardı. Thatcher, her politikacının sadece çıkar gruplarının bir maşası olmadığını, aynı zamanda (doğru veya yanlış) kendi bağımsız ajandasını uygulayabileceğini gösterdi. (Tabii, Thatcher öncesinde ve özellikle de sonrasında bu meziyette bir politikacı bulmak oldukça zor.) Esasen gizli bir sınıf toplumu olan İngiltere'de alt orta sınıf bir ailenin mensubu olan Thatcher'ın elde ettiği siyasi başarı pek çok tabunun yıkılmasına yol açtı. Aynı zamanda, sadece İngiltere'de değil, herhalde tüm Dünyada kadınların aktif siyasete girmesinde öncü bir rol oynadığı da yadsınamaz (her ne kadar katı ve zaman zaman da acımasız siyaset stiliyle kadınsal meziyetleri ön plana çıkaran bir duruş sergilememiş olsa da!)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder